İçeriğe geç

Estağfirullah mı yoksa estağfurullah mı doğru ?

Estağfirullah mı Yoksa Estağfurullah mı Doğru?

Kayseri’de, her köşe başında biraz dağılmış, bazen güneşin o sıcak ışıklarına, bazen de karanlık sokaklarına bürünmüş bir şehirde yaşıyorum. 25 yaşımdayım, hayatımın her gününü kalbimin derinliklerinden yazıyorum. Ne zaman sıkılsam, ne zaman bir meseleye takılsam, kendimi günlüğümde bulurum. Duygularımı kalıplara dökmek, aklımı toparlamak için yazmak, kendimi anlamak adına çok kıymetli. Ve bazen öyle anlar olur ki, küçük bir kelime, bir anlam yumağı, her şeyin üstüne gelir. O kelime de “Estağfirullah”tır. Ama bir şey takılır kafama: Estağfirullah mı doğru, yoksa estağfurullah mı?

Bir gün, bu küçük ama anlamlı soru kafamı o kadar kurcaladı ki, sonunda bulmak zorunda kaldım.

Bir Sohbet, Bir Kelime, Bir Düşünce

O gün Kayseri’nin çiğdem kokulu sabahlarından biriydi. Gözlerim uyandığımdan beri yavaşça açılıyor, halimi tam anlamıyla kabulleniyordum. Ne kadar sakin, o kadar da karışıktı ruhum. Okulum bitmişti, işe girmeme henüz birkaç ay vardı, ama bir şeyler hep eksikti. O sabah, bir arkadaşım beni kahve içmeye çağırmıştı. Bir kafede buluştuk. Kendisiyle birkaç haftadır konuşmuyoruz, bu yüzden bir araya gelmemiz gerçekten heyecan vericiydi. Yine de kafamın içinde bir sürü soru vardı. O kadar fazla soruyla uyanmıştım ki, bir arkadaşımın yanında bile kendimi kaybolmuş gibi hissediyordum.

Kahvemizi yudumlarken, birden bire ikimizin arasında bir sessizlik oldu. O an, “Estağfirullah” dedim, ama cümlemin sonuna bir şey eklemem gerektiğini hissettim. O kelimenin bana verdiği anlam, kafamdaki karmaşayı biraz da olsa çözmüş gibiydi ama… Hangi şekilde doğru olacaktı? Estağfirullah mı, estağfurullah mı?

Arkadaşım bana dikkatlice baktı. Gözlerindeki soru işaretini fark ettim. “Nedir o, bir şey mi oldu?” dedi. İçimden bir şeyler kıpırdadı. Belki de doğru zamanı bulmuştum. Bu soru, benim için sadece dil bilgisiyle ilgili değildi, daha derindi. İnsanlık hali, yanlış anlamalar, yanlış anlaşılmalar… Bazen kelimelerle derdimizi ifade etmemiz ne kadar zor oluyor. Bir an önce içimi dökmek istedim.

Küçük Bir Kararsızlık: Estağfirullah mı, Estağfurullah mı?

Arkadaşımın gözlerinde bir parıltı vardı. “Neden bu kadar ciddileştin, Hayriye?” dedi, ama sesi yumuşaktı.

O anda, zihnimdeki birçok düşünce karıştı. “Estağfirullah mı, yoksa estağfurullah mı doğru?” Bu soruyu çok kez kendime sormuştum. Bir insan, hem kendi dilini hem de kendi inancını doğru biçimde ifade etmeli. O yüzden bazen kendimi bir hata yapmış gibi hissediyordum. Bir kelimenin anlamının kaybolması, bizim duygularımızı yansıtma biçimimizi değiştirebilir. O an, “Estağfirullah” demek yerine, “Estağfurullah” diyerek yanlış bir şey mi söylemiştim?

Arkadaşım gülümsedi, ama gülüşü bir o kadar içimi burktu. Bu, içinde bir anlam taşıyan, kafamdaki karmaşayı çözüme kavuşturacak bir gülüş değildi. Birçok düşünce birbirini takip etti. Bu kelimenin doğru yazılışını tartışırken, belki de neyi savunduğumu unutuyordum. Aklımda bir şey vardı, ama söylemekte zorlanıyordum.

> İç Ses: Böyle mi düşünmelisin, yoksa başka bir yol var mı?

Kelimeler, bazen düşündüğümüzden çok daha derin anlamlar taşır. İnsanlar, farkında olmadan sözcüklerle birbirlerini incitebilir, ya da savunmalarını güçlendirebilir. Bir cümledeki ufak bir değişiklik bile, onca insanın dünyasında devasa etkiler yaratabilir. Bir kelime, bir anlam değişikliği… Ve bazen bu değişikliği yapabilmek, gerçekten nasıl hissettiğini ifade edebilmek çok zor olabilir. Bu, özünde bir özgürlük meselesi, ama bir o kadar da sorumluluk.

Kendimle ilgili fark ettiğim bir şey vardı: Ne kadar doğru bildiğimi düşündüğüm şeyler varsa, hepsi, bende bir tür huzursuzluk yaratıyordu. Bir kelimeyle, hayatımı daha iyi bir yöne mi yönlendirecektim? Yoksa eski alışkanlıklarla mı devam edecektim?

Bir Kelimenin Derinliği ve Huzursuzluk

O an, arkadaşımın gülümsemesi biraz daha silindi. Benim derin düşüncelerim, aslında bir tür yanlış anlamaya yol açmıştı. Kelimeleri doğru bir şekilde telaffuz etmenin, bazen ne kadar önemli olduğunu fark ettim. İstediğimiz gibi ifade edemediğimizde, hissettiğimiz şeyleri doğru bir şekilde aktarabilmemiz zorlaşıyor.

Arkadaşım kafasını sallayarak, “Bir şeyleri doğru yazmaktan daha önemli olan, hissetmektir bence,” dedi. O an, biraz da şaşkınlıkla, “Ama bu kelime doğru değilse, bir şekilde beni yansıtır mı?” diye düşündüm. “Estağfirullah” mı, “Estağfurullah” mı, doğru olanı bulmaya çalışırken belki de bu kadar kafamı yormamalıydım. Herkes bir şekilde dilini kullanırken, bu kadar derin sorgulamalara girmemek gerekirdi belki.

> İç Ses: Neyse ki, hiçbir şey sonsuza kadar doğru ya da yanlış değil. Bazen, hissedilen doğru, doğru olandır.

Sonuç: Kelimelerle Yüzleşmek

Kafam karışmış bir şekilde, ama arkadaşımın söyledikleri beni biraz rahatlattı. Belki de doğru olan şey, kelimenin ne şekilde yazıldığından çok, içinden geçtiği anın, o hissiyatın ne kadar gerçek olduğuydu. Bu soruyu sormak, ne kadar doğru ya da yanlış olduğumuzu bir kenara bırakıp, duygularımızı ifade etme biçimimizin de bir anlam taşıdığını hatırlatıyor. Sonuçta, her şeyin mükemmel olması gerekmiyor.

Bir kelime, bazen çok şey ifade eder. Ancak önemli olan, kelimenin doğru yazılışından çok, nasıl hissettiğini doğru bir şekilde ifade edebilmektir. Bunu başarabildiysek, gerisi aslında pek de önemli değil.

Arkadaşımın gülümsemesi şimdi çok daha samimiydi. “Bazen, her şeyin doğru olması gerekmez,” dedi, “Önemli olan, nasıl hissettiğini anlamaktır.”

Evet, belki de doğrular ve yanlışlar, kelimelerin ötesindeydi. Bu küçük, ama derin soru kafamı karıştırmış olsa da, içimde bir huzur bulmuş gibi hissediyorum. Estağfirullah mı, estağfurullah mı? belki de tüm bu düşüncelerin sonunda, önemli olan; ne hissettiğimizi doğru bir şekilde ifade edebilmekti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
tulipbet güncel